carpe diem
bazen bir şeylerin gerçekleşmesi için geceyi beklemek büyük bir hatadır. henüz zamanının gelmediğini düşündüğünüz birçok şey, seslerini duyurmak ve hayata geçmek için bağırıp dururlar size. sizse aslında ne kadar sağır olduğunuzu bilmez bir halde, derin bir uykudasınızdır.
sonra geriye dönüp baktığınızda, ardınızda keşke’ler bırakmış olmanın üzüntüsünü duyarsınıız içinizde. zamanında daha vakit var diye düşünerek ertelediğiniz onca yaşanmamışlık, gelip yerleşir düşüncelerinize. geçmişinin pişmanlıklarla dolu olduğunu söyleyen ihtiyarlara acıyan gözlerle bakarken aynı duruma düştüğünüzü fark edersiniz, yaş kemale erdikçe.
ama pişmanlık, uzun bir yolu geri vitesle gitmeye çalışmak gibi bir şey. geriye bakmaktan ne kadar yorulsanız da bunu yapmaya mecbur hissedersiniz kendinizi. en garip yanı da aslında mecbur değilsinizdir. her şeyi cehenneme çevirmekte usta olan insanoğlu, pişmanlığı bir zorunluluk, bir sorumluluk gibi hayatına sokmaktan alamaz kendini.
yeter bu kadar! artık keşke dememeye alıştırın kendinizi. çünkü geçmiş olanla oyalanırken bugünü ve geleceği kaçırıyorsunuz. buna bir son verin. başka bir hayatın mümkün olduğunu, ama pişmanlardan vazgeçmezseniz onun da tadını kaçıracağınızı unutmayın. içinizde susmak bilmeyen kötücül seslere kulak tıkayıp horatius‘a kulak verin biraz da…