
“yüksek lisans yüksek topukla, kimi zaman halüsinatif
çoğunlukla da aldatıcı etkisi sebebiyle benzeşir.”
i.
gün uyku maddesinden yapılma serseri bir düş gözlerimde
sabahlar bir telaşla maskülen insanlık üzerine doğan ilkel
gövdem. maskenin ardından sırıtan yüzde yakalayıp
alaycı bakışlarını, akış diyagramlarını sanal sistemlerin
ki onlardan birini ben geliştirdim ve jürim, inim inim
jürim kaygan, jürim ölüm öncesi sessizlik ve evet,
biraz gerginim.
- yani bildiğin takım elbise giydim. teorini doğrulayanlar var anne,
şık giyindiğimde italyan olduğumdan şüphe ediliyor
yüzümde god save ass döğmeleri, uzun saçlarımda bir kadının
iri, taştan yontulmuş ve dişlerimi üşüten göğüsleri
işlek kaldırımlarına koşuyorum havaalanı doğuran bir kentin.
onun tam karşısında çalışıyorum ben iki buçuk yıldır
dişlerimi biliyor, saçlarımı ve düşlerimi savuruyor ve birkaç küfür
geceleri evde dans bile ediyorum, mum ışığında ve yalnız.
çıldırıp odamın duvarlarından kendime gri zamanlar icat ediyorum.
y/önünü şaşıran van gogh şeklinde bir guguk kuşu
çarmıha geriyor kendini saat başı.
ii.
babam aradı ısrarla, defalarca sordu.
- nerede yapacaksın sunumu. uydu ve uzay bilimleri mi?
- hıhıı.
ben kendimi bir enstitüye ördüm -çok ters bir düz!-
eğilip çıkarsınlar diye beni sarhoş olduğum gecelerden.
ve hep bir parça hayvanlık besledim
uzlaşabilmek için ilkel benlerle ve onlarla devamlı surette
yüzleştim.
(hoşuma gidiyor çünkü tüm insanların altın pusula filmindeki gibi tıpkı
birer cine sahip olması. ben o hayvanı görmek istiyorum
ben o hayvanı masamda istiyorum!)
danışmanım da yaptığım çalışmaları masasında istiyor. çünkü
çaba boyasına batırılmış kariyerist düzlemde boğulsun içindi doğurduğum tez.
dedim ya geceleri biliyor dişlerimi ve usulcacık, simit gibi
süsleri dökülen memur sabahlarda;
bu yapılan çalışma sonucunda geliştirilen sistem, olası kullanıcılara
karar desteği sağlayabilen ve tüm proje verilerinin entegrasyonuna
olanak veren bütünleşik bir yapıdır
diye aktarıyorum
evet baba uydu ve uzay bilimleri
evet tez diye sunduğum bir antitezdi.
çünkü hiçbir yönetim yoktur ki sorunlu olmasın
hiçbir insan yoktu ki yanımda, ipek gözleri içime aksın
mimiksiz yüzüm, uykusuzluktan şişmiş birer ceset gözlerim
ama yaşam var ya hala. satır başları yerli yerinde
mesela, bana henüz tanımadığım
tanışamadığım, rengini örneğin gözlerinin
bilemediğim, kestiremediğim sesini
bir doğa‘dan çiçekler geldi bugün.
tutup onlardan kendime, masmavi bir ses heykeli yarattım
her tınısında bir lethe, bir besili sevgi
sımsıkı sarılayım derken benden uzaklaşan her insan şimdi o
sımsıkı sarılacağım ne olur, ürkmesin kuzgunlar.
ben kedi ve köpekleri kalbime gömdüm. malzemem insan
ve çiçektir. yaşadığım an/lam, baktığım öz, mabedimdir.
kurgularım, anılarım var ve bir ailem. bu kentte yalnız olsam da,
tezden geçtim bugün
birkaç güzel insan vardı yanımda
ve birtakım sevgi makineleri içime ağdı telefonun ucunda
a.emre cengiz
16-17.01.12/eskişehir